Yeryüzünde hiçbir olay yoktur ki birden bire olsun. Zulüm tüm zamanlarda aynıdır. Bugün Filistin’de yaşanan zulüm ve soykırım, yalnızca bugünün meselesi değildir…
Kökleri, 20. yüzyılın başında Osmanlı Devleti’nin çöküşüyle İngiltere’nin Filistin’i işgal etmesine kadar uzanır. Osmanlı döneminde uzun süre barış içinde geçen süreç 20. yüzyılın başından itibaren büyük değişimlere sahne oldu. 1909’da Osmanlı padişahı olan II. Abdülhamid tahttan indirildi. Kısa süre sonra İngilizler geldi ve 1917’de, Balfour Deklarasyon ile “Burada Yahudiler için bir yurt kurulacak” diye söz verdiler. İnsanlar birdenbire bozulmadılar. İngiliz manda yönetimi, Yahudilerin göçünü hızlandırdı ve bölgede Yahudi nüfusu kısa sürede arttı.
Filistinliler ise topraklarını korumak için ayağa kalktı, ama sık sık çatışmalar yaşandı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’dan kaçan binlerce Yahudi Filistin’e geldi. Sonunda 1947’de Birleşmiş Milletler, toprakların paylaşılmasına karar verdi, 1948’de ise İsrail Devleti kuruldu. Bu süreç Filistinliler için çok acı bir gün oldu; köylerinden, evlerinden koparıldılar. Bu yüzden o yılı “en-Nekbe”, yani “Büyük Felaket” diye andılar.
Bugün Filistinlilere kendi topraklarında yaşatılan bu zulüm, işte bu tarihin devamıdır.